16 Mayıs 2007 Çarşamba

ZEKA GERİLİGİ

ZEKA GERİLİĞİ NEDİR
Alm. Intelligenz, Klugheit (f), Fr. Intelligence, İng. Intelligence. En geniş mânâsıyle bir genel zihin gücü. Psikolog Terman’a göre, zekâ “mücerret (soyut) düşünme yeteneği”dir. Davis, zekâyı, “edinilen bilgilerden faydalanarak meseleleri halletme kâbiliyeti” olarak açıklar. Stern ise, “yeni karşılaşılan hallerin gereklerini, düşünme yeteneğinden faydalanarak karşılayabilme, yeni hayat şartlarına uyabilme gücü” olarak görür. Bergson’un klâsik târifine göre zekâ, “evvelce elde edilmiş tecrübe ve bilgilerden istifâde ederek bugünkü hayat meselelerini çözmek ve hayat şartlarına uymak kâbiliyeti”dir. Hinsie ise zekâyı, üç ana gruba ayırarak târif etmektedir. Bu müellife göre, abstre (mücerret, soyut) fikir ve sembolleri anlama ve kullanma kâbiliyeti teorik zekâyı; muhtelif makina ve âletleri anlama, çalıştırma ve keşfetme kâbiliyeti mekanik zekâyı, insânî münâsebet ve ictimâî hâdiselerle ilgili durumlarda akıllı ve mantıkî bir şekilde hareket etmek kâbiliyeti ise sosyal zekâyı teşkil etmektedir.
Zekâ, akılla karıştırılmamalıdır. Zekâ, bir meleke, bir alışkanlıktır. Bu kuvvet yardımı ile insan, bilinen şeylerden bilinmeyenleri çıkarır. Delilleri toplayarak aranılan şeyleri bulur. Zekâ, sebep ile netice arasındaki bağlılıkları bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamaktır. Akıl anlayıcı bir kuvvettir. Hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmek için yaratılmıştır. İsviçreli Clapare de zekâyı, “yeni icap ve vaziyetlere, zihnin en iyi şekilde uyması”dır diye anlatmıştır. Yâni muhite uymayı sağlayan bir kuvvettir. Tek hücreli hayvanlar, muhitin yalnız tesir etmesi ile hal değiştirerek bu tepkiye uyar. Daha ileri olan eklembacaklılarda, tepkilere sevkitabiî (içgüdü)ler de katılır. Kemikli hayvanlarda, bu iki kuvvete alışkanlık da karışır. En yüksek hayvanlarda ve insanlarda ise, muhite uymak için yeni bir faaliyet, bir davranış ortaya çıkar ki, bu da zekâdır.
Bergson diyor ki: “Her asrın geri kalmış kısımları, tabiate uymak, hayvanlar ve kendileri arasında münâsebet kurmak için âletler yapmıştır. Bu aletler, zekâ ile yapılmıştır.” Alet yapmak, teknikte yükselmek akla değil, zekâya alâmettir. Zekâ, içgüdüden yukarı, akıldan aşağı, bir şuur basamağıdır. Aklın tatbikçisi gibi olan zekâ, akıldan önce teşekkül etmektedir. Akıllı kişiler, teorik yollar ve kâideler ortaya koyar. Zeki kimse, bunların pratiğe tatbikini sağlar. Zekâ düşünebilme kuvvetidir. Fakat, düşüncelerin doğru olması için, akıl lâzımdır. Zeki insan düşüncelerinin doğru olabilmesi için bir takım prensiplere muhtaçtır. Bu prensipleri idâre eden akıldır.
Her zeki kimseyi akıllı sanmak doğru değildir. Zeki bir kimse, büyük bir kumandan olabilir. Akıllı kimselerden öğrendiği usûlleri, yeni harp vaziyetlerine uydurarak, kıtaları fethedebilir. Fakat aklı az ise, bir hatâ ile, başarıları felâkete döner. Meselâ Napolyon’un zekâ saçan askerî plânları, zaferleri ve akılsız hareketlerinin sonu olan felâketleri meydandadır. Üçüncü Selim Han zamânında, Napolyon’un, Suriye’de, İslâm askerleri karşısında bozguna uğrayarak nasıl kaçtığı târihlerde yazılıdır. Bir arslanın zekâsı, insan zekâsı kadar kuvvetli olsaydı, bu arslan öteki arslanlardan, on bin kat daha çok korkunç olurdu.
Zekâ, yeni doğmuş bir çocukta potansiyel olarak vardır, zamanla olgunlaşır. Fikrî gelişimin en hızlı olduğu zaman onuncu yaşa kadar olan dönemdir. Zekânın gelişmesi, beynin ve sinir sisteminin olgunlaşmasına dayanır.
Normal olarak, zekâ, doğuştan îtibâren şahsın olgunluğa erdiği 15-25 yaşlara kadar devamlı olarak artmaktadır. Fizikî ve bedenî büyüme ve gelişmede de olduğu gibi, zekâdaki gelişmenin ilk beş senesinde çok süratli olmasına mukâbil, 10-16 yaşlarda gitgide yavaşlamakta ve 15-20 yaşından sonra tamâmiyle durmaktadır. 20 yaşına kadar gelişen zekâ, ondan sonra 7-8 senelik bir duraklamayı tâkiben hızla zayıflamakta ve düşmektedir.
Zekânın ölçülmesi: Zekâ birtakım testler aracılığıyla ölçülebilir. Bu gâyeyle birçok test geliştirilmiştir. Târihte bilinen ilk zekâ testi Osmanlı Devletinde uygulanmıştır. O zaman saraya bağlı olan Enderun adlı mektebe, Müslüman ve gayri müslim çocukları bir çeşit zekâ testiyle seçilerek alınırlardı. Enderun, idâreci ve devlet adamı yetiştirirdi (Bkz. Enderun). Batıda kullanılan ilk zekâ testini bir Fransız psikologu olan Alfred Binet ve Dr. Theodor Simon yapmıştır. “Binet-Simon Testi” adı altında 1905 yılında yayınlanan bu test, Paris ilkokullarında başarısız kalan öğrenciler arasında zekâca geri olanlarla zekâca normal olup, olumsuz çevre faktörlerinden dolayı başarısız kalanları ayırt etmek gâyesiyle meydana getirilmiştir.
Zekâ testleri muhtelif yaşlardaki çocukların normal olarak (yâni % 50’sinin) yapabilecekleri işlerden, çözebilecekleri problemlerden ve cevaplandırabilecekleri sorulardan meydana getirilmiştir. Bu tipik sorular, problemler ve işler, etraflı incelemelerden sonra tespit edilmiştir.
Binet-Simon Testi son yıllarda revizyondan geçirilerek Stanford-Binet Testleri adı altında hâlen çocuklarda geniş ölçüde kullanılmaktadır. 8 yaşındaki bir çocuğa kendi yaşından iki yıl öncesine âit olandan başlanarak testler uygulanır. Çocuk bunları bildiği gibi, 8 yaşına âit problemleri de çözebilir, daha ileri yaşlara âit olanları yapamazsa normal zekâlı sayılırlar. Böyle bir çocuğun doğum yaşı gibi zekâ yaşı da sekizdir. Şâyet 8 yaşındaki bir çocuk kendi doğum yaşının problemlerini çözemeyip, ancak 7 yaş seviyesine kadar olan problemleri halledebiliyorsa zekâ yaşı 7 olarak kabul edilir. Dokuzuncu yaşa kadar olan problemleri çözüyorsa, 9 zekâ yaşında sayılır. Buna göre çocuğun zekâ yaşı, doğum yaşından üstün veya düşük oluşuna göre zekâsının üstün veya düşük olduğu anlaşılır.
Zekâ yaşının doğum yaşına bölünmesiyle zekâ derecesi tespit edilir. Kesirden kurtarılması için 100 ile çarpılarak elde edilen rakama “zekâ bölümü” (IQ) adı verilir. Yâni:
İnsanları zekâ derecelerine göre düşükten yükseğe doğru sıralarsak, normal dağılma eğrisi (çan eğrisi) elde edilir.

13 yorum:

mustafa dedi ki...

mehtap senınle konusmamız lazım bunun sende farkındasın er yada gec ıı ve kotu karsılacagızz ben senınle ınsan gıbı konusmak ıstıyorumm anla artık sınırlenırsem neler yaapacagımı bılıyorsunn

mustafa dedi ki...

ben senden fazla bırsey ıstedıgımı sanmıyorumm senın bana yaptıklarının yanında bılıyorsun kurtulusun yok her turlu karsılasacagızzz

mustafa dedi ki...

mesajların mektupların heposı duruyorr

mustafa dedi ki...

konunla ilgili yorumlar değil ama ikimizle ilgili pek çok konuşmamız gereken ve yorumlamamız gereken çok şey var.söylediklerim tehtid gibi anlaşılabilir ama o sözlerin canımı yaktığından dolayı çıkan ifadeler.sadece iki medeni insan gibi konuşmak istiyorum.ben oraya da gelıp senınle konusabılırdım sen benım yanıma mısafır olarak gelıp benı gorebılırsın zaten ılışkımızın bozulmasına neden olanlar hep dısardakı ınsanlar oldu ben senı gercekten cok sevıyorum senden tek ıstedıgım bırbırmızı dınlemek kurkcu sevdıgı derıyı yerden yere vururmus belkı yanlıs terımler kullanmıs olabılırım senın ne kadar ıı ve baglı bırı oldugunu bılıyorum sozlerının ve yemınlerının arkasında durdugunu o mesajlarının yemınlerının ıcten olduguna ınanıyorumm sadece konusmak ıstedıgın o seyı de yapmak

Adsız dedi ki...

ne lan burası aşk sitesi mi:/:/ mustafa kızı rahat bıraksana lan. ölümüne mi susadın sen aslanımmmmmmm.........

Adsız dedi ki...

bu internet çok iyi birşey valla. kimin kiminle nasıl bir ilişkisi var ortaya çıkıyor.. bu durum benim hiç hoşuma gitmedi ama bakacaz artık bir çaresine. çok kötü kızdım şimdi:/:/:/

Adsız dedi ki...

mustafa ve mehtap bu mesajları okur da yanıt vermek isterseniz adresim megatu_38@hotmail.com

mustafa dedi ki...

sen kimsin aslanım necisin basta benim muhattabım olamazsın herkes kendi ne oldugunu zannediyorsun veya kimm

mustafa dedi ki...

bizim kimseyle ilişkimiz yok aslanım sen üstüne vazife olmadigin seylere atlama istersen kayserili msnınden nereli oldugun belli

mustafa dedi ki...

sabahın altısında baska isin yokmuydu seninn bakalimm ustune vazife olmayan kişilere ne düştügünü sen bilirsinn

Adsız dedi ki...

üstüme vazife olduğu için yazdım onları.. kayseriliyim evet. kayserili olmasam ve bununla alakalı bir durumum olmasa yazmam zaten merak etme. yoksa banane ne yaparsa yapseın millet.

Adsız dedi ki...

neyse kardeş önemli değil. ben alacağım bilgiyi aldım. gerisi önemli değil...

mustafa dedi ki...

neyi aldiysan beni ilgilendirmezz o kadar istiyorsan sen ekle al mck_38@hotmail.com aldiginda afiyet olsun :):)))) üstüne vazife olmayan seylere karsmasan ııı olurr yoksa vazife yaparlarr